Make your own free website on Tripod.com

49. el-Mecîdü  (ihsanı, bereketi ve rahmeti ile şanı, şerefi pek yüce ve büyük olan):

 

“O arşın sahibidir, pek şereflidir (el-Mecîd) (Bürûc suresi, ayet 15).”, “Bilakis o pek şerefli (mecîd) Kur’an’dır (Bürûc suresi, ayet 21).”

 

Yukarıdaki her iki ayette de dikkati çeken şey el-Mecîd güzel ismin anlaşılması için Allah’ın (c.c.) Kuran-ı Kerim ile arşı söz konusu etmesidir. Kuran-ı Kerim Allah’ın (c.c.) sözüdür. Arş, mekandan münezzeh olan Allah’ın (c.c.) bulunduğu yerdir. Bunlar yüceliğini, büyüklüğünü, şerefini Allah’tan (c.c.) almaktadırlar.

 

Taş yerinde ağırdır, diye bir atasözümüz vardır. Bununla insanın içerisinde bulunduğu konumunun kendi değerini belirttiği, yansıttığı ifade edilir. Allah (c.c.)  mekandan münezzehtir. O’na yaratılmış olan hiçbir şey şeref kazandıramaz. Bununla birlikte Allah (c.c.) şanını, şerefini, yüceliğini ve büyüklüğünü insanların kavramaları için onların anlayacağı dille konuşmaktadır. Evrenlerin üzerindeki mekanı (arşı) zikrederek bu konumu Kendi’sine yakıştırmaktadır. Dolayısıyla bu ayette el-Mecîd güzel isminin anlamında içinde bulunulan konuma, makam ve mevkiye bağlı bir şeref, şan, büyüklük ve yücelik anlatılmaktadır.

 

Kuran-ı Kerim bir mahluk değildir.  Allah’ın (c.c.) ezeli  sözüdür. Bu nedenle yukarıdaki ayet-i kerimede o konumunu, yani şanını, şerefini, yüceliğini ve büyüklüğünü göstermek amacıyla Allah’ın (c.c.) el-Mecîd güzel ismiyle vasıflanmıştır.  

 

Şu ayet-i kerimede el-Mecîd güzel ismine farklı bir anlamla yaklaşılacak bir durum söz konusudur: “Ey ev halkı, Allah’ın rahmet ve bereketi üzerinizedir! Muhakkak O Hamîd’dir, Mecîd’dir (Hud suresi, ayet 73).” Mecd kelimesi Arap dilinde “kemal vasıfların ve iyilik yapma fiillerinin bol olması” anlamına gelmektedir. Buna göre bu ayet-i kerimede el-Mecîd güzel ismi Allah’ın (c.c.) ihsanını, rahmet ve bereketini temsil etmektedir. Arş da Kuran-ı Kerim de şanını, şerefini, yüceliğini ve büyüklüğünü Allah’ın (c.c.) ihsanı, rahmet ve bereketinden almaktadır. Nitekim Allah (c.c.) Kuran-ı Kerim’de arşını el-Kerîm (Mü’minûn suresi, ayet 116) ve el-Azîm (Tövbe suresi, ayet 129) güzel isimleri ile de nitelemiştir. Bilindiği üzere Kuran’a da en yaygın sıfat olarak “kerim” uygun görülmüştür. Buna göre El-Mecîd güzel ismi adeta el-Kerîm (çok cömert) ile el-Azîm (yüce, ulu) güzel isimlerinin anlamlarını kendisinde toplamaktadır.

 

El-Mecîd güzel ismi, Allah’ın (c.c.) ihsanını, rahmetini ve bereketini  şanına, şerefine, yüceliğine ve büyüklüğüne uygun olarak öven bir anlama sahiptir.

 

El-Mecîd güzel ismi ile kula düşen görev, Kuran-ı Kerim’i okuyup anlamaya çalışmak, emir ve yasaklarına uymak, yaşamına geçirmektir. Bu sayede kul Allah’ın (c.c.) ihsanına, bereketine ve rahmetine ulaştığı gibi O’nu şanına, şerefine ve büyüklüğüne uygun olarak yüceltme nimetine de erer.