Make your own free website on Tripod.com

68. el-Ahad (Allah [c.c.] zatında eşsiz ve benzersizdir):

 

El-Ahad ile kastedilen anlam, Allah’ın (c.c.) sayı olarak bir olması değildir.  Sayı olarak bir anlamını karşılayan Allah’ın (c.c.) güzel ismi el-Vitr’dir. El- Ahad, Allah (c.c.) eşi ve benzeri olmayan birdir, anlamına gelir. Yani yaratılmış hiçbir varlık Allah’a (c.c.) benzemez.

 

Allah (c.c.) el-Ahad oluşunu her varlık üzerinde kalıcı ayetlerle işlemiştir. Bütün canlı ve cansız varlıklar O’nun bu el-Ahad mührünü taşırlar. Örneğin dünyadaki bütün ağaç yaprakları birbirine benzer, ama aynı değildir. Her yaprak diğer yapraktan kendisini farklı kılan özelliklere sahiptir.  Demek ki bunları yaratan ilah hiçbir şeye benzemez. Tüm insanların bedenleri de  aynı organlardan meydana gelir, ama aynı yüze sahip iki insanı göstermek olanaksızdır. İkizlerde bile benzerlik noktaları kadar farklılıklar söz konusudur.  Bu da insanları yaratan tek ilahın eşsiz ve benzersiz olduğunu gösteren başka bir ayettir.

 

Peygamberimizin (s.a.s.) “Allah insanı kendi suretinde yarattı.” hadisini de yanlış anlamamak gerekir. Burada benzerlik insanın manevi cephesi yönüyledir. Örneğin insanın merhamet duyması, öfkelenmesi,   sevmesi gibi özelliklerinin Allah’ın (c.c.) sıfat ve güzel isimlerinin birer tecellisi olması gibi. Yoksa Allah’ın (c.c.) görmesi için gözlere, işitmesi için kulaklara ihtiyacı yoktur. Allah (c.c.) tutması için ellere, yürümesi için ayaklara gereksinim duymaz. Allah’a (c.c.) insan gibi bir vücut biçmek günahların ve zulümlerin en büyüğüdür. Allah (c.c.) akla gelebilecek her türlü tasavvurdan başkadır. Çünkü Allah’ın (c.c.) madde ile bir ilişkisi olmadığı gibi O’nun için bir şekil ve tasvir de düşünülemez. Haddizatında Allah’ın (c.c.) bu biçimde zatı üzerinde düşünmek bir peygamber hadisiyle de yasaklanmıştır.

 

Allah’ın (c.c.) varlıklar üzerinde tecelli eden sıfat ve güzel isimlerini değerlendirirken de dikkatli olmak gerekir. Bundaki benzerliğe aldanıp da aynı özelliğin Allah’ta (c.c.) bulunduğunu sanıp bir sınırlamaya girmek çok büyük bir günahtır. Örneğin Allah (c.c.) insanda bir merhamet yaratmıştır. Biz bununla Allah’ın (c.c.) er-Rahmân, er-Rahîm güzel isimlerinin mahiyetlerini az çok anlamaktayız. Fakat bu güzel isimleri içimizdeki merhamet duygusuyla karşılaştırarak gerçek anlamıyla bilmek imkansızdır. Çünkü Allah (c.c.) el-Ahad güzel ismi ile eşsiz ve benzersizdir.

 

El-Vâhid güzel ismi Allah’ın (c.c.) sıfat ve güzel isimlerindeki birliği temsil ederken el-Ahad güzel isminde ise zatındaki birlik ifade edilmektedir. Örneğin güneşin ısı ve ışık özellikleri birer sıfatıdır. Farz edelim ki bir küçük çocuk gündüz güneşten gelen havadaki ısı ve ışığın kaynağını bilmiyor olsun. Bu çocuğun havaya bakması bir araçla da engellenmiştir. Ondan ısı ve ışığın kaynağını bulması istensin. Elbette çocuk kafasında bu konuda çeşitli kuramlar geliştirecektir. Önce her cismin ısı ve ışık kaynağı olduğunu düşünecektir. Ama evine ve kapalı mekanlara girince cisimlerde ısı ve ışığın olmadığını görüp bu kuramında kuşkuya kapılacaktır. Sonra gökyüzünün baştan sona bir ısı ve ışık örtüsü ile kaplı olduğu kuramına sarılacaktır. Ama akşam olunca buna da bir anlam veremeyecektir. İşte gündüzleri ısı ve ışık özelliklerinin güneşin varlığı ve birliğine  kanıt olması gibi varlıkların sıfat ve özelliklerindeki uyum ve bütünlük de el-Vâhid olan Allah’ın (c.c.) varlığı ve birliğine işaret etmektedir. Yine nasıl güneşin kendisi ısı ve ışıktan farklı ise el-Ahad olan Allah’ın (c.c.) zatı da  (c.c.) varlık âleminde tecelli eden sıfat ve güzel isimlerinden farklıdır.

 

El-Ahad güzel ismi ile kula düşen görev, Allah’ın (c.c.) zatı ile aklına bir şey geldiğinde “estağfirullah”  deyip hemen tövbe etmesi ve  Allah’ı (c.c.) “sübhânallah” diyerek yaratılmış olan varlıkların kusur ve eksiklerinden de tenzih etmesidir. Çünkü Allah (c.c.) el-Ahad’dır, yani  O’nun eşi, benzeri yoktur.